Çocuklarda Geçişler Neden Bu Kadar Zordur? Evden Okula, Oyundan Yemeğe, Parktan Eve
Çocuklar neden geçişlerde zorlanır?
“Beş dakika sonra parktan ayrılıyoruz.”
“Oyunu bırakıp yemeğe geçiyoruz.”
“Şimdi pijamalarını giyip uykuya hazırlanıyoruz.”
Bu cümleler birçok evde günün en zor anlarının başlangıcı olabilir. Daha birkaç saniye önce keyifle oynayan bir çocuk, bir anda ağlamaya başlayabilir, öfkelenebilir, yere yatabilir ya da hiçbir şey duymuyormuş gibi davranabilir. Pek çok ebeveyn bu anlarda “Neden bu kadar zorlanıyor?” ya da “Neden her seferinde aynı tepkiyi veriyor?” diye düşünür.
Oysa çoğu zaman bu durum, çocuğun inatçı olmasından ya da sizi zorlamak istemesinden kaynaklanmaz. Bunun arkasında çocuk beyninin gelişim süreci ve henüz olgunlaşmamış bazı beceriler bulunur.
Geçiş yapmak çocuklar için neden kolay değildir?
Yetişkinler gün içinde birçok geçişi fark etmeden gerçekleştirir. Bilgisayarı kapatır, mutfağa geçer, telefon görüşmesini bitirir, işe odaklanır, ardından başka bir göreve geçeriz. Bu değişimler bize doğal gelir.
Çocuklar için ise durum oldukça farklıdır.
Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar yaptıkları işe tüm dikkatleriyle odaklanırlar. Oyun oynarken zaman kavramı onlar için neredeyse yok olur. Tam da hayal dünyalarının içinde ilerlerken oyunun aniden sonlanması, yetişkinler için küçük görünen ama çocuk için oldukça büyük bir değişiklik anlamına gelir.
Beynimizin planlama, dikkat değiştirme, dürtü kontrolü ve esnek düşünme gibi becerilerinden sorumlu olan yürütücü işlevler, çocukluk döneminde gelişmeye devam eder. Bu nedenle çocuklar bir etkinliği bırakıp başka bir etkinliğe geçerken yetişkinlerden daha fazla desteğe ihtiyaç duyar.
Bu durum özellikle 2-6 yaş arasında oldukça belirgindir. Ancak her çocuğun gelişim hızı farklı olduğu için bazı çocuklar geçişlerde daha fazla zorlanabilir.
Günlük hayatta en sık karşılaşılan geçişler
Aslında fark etmesek de çocukların günü birçok geçişten oluşur.
Sabah uyanıp güne hazırlanmak…
Evden çıkmak…
Parktan ayrılmak…
Oyuncağı bırakıp sofraya oturmak…
Banyoya geçmek…
Tablet veya televizyonu kapatmak…
Uykuya hazırlanmak…
Her biri yetişkinler için birkaç dakikalık bir değişiklik gibi görünse de çocuk açısından mevcut düzenin sona ermesi ve yeni bir duruma uyum sağlaması anlamına gelir.
Özellikle çocuk keyif aldığı bir etkinliğin içindeyse, beyni bu deneyimi sürdürmek ister. Tam da bu nedenle “Bir dakika daha…” isteği aslında çoğu zaman sadece zaman kazanma çabası değil, geçişe hazırlanma ihtiyacıdır.
Her ağlama bir davranış problemi değildir
Bazı ebeveynler bu anlarda “Beni dinlemiyor.”, “Söz geçiremiyorum.” ya da “İnat yapıyor.” diye düşünebilir.
Elbette çocukların sınırları test ettiği dönemler vardır. Ancak her geçişte yaşanan ağlama, öfke veya direnç bir davranış problemi olarak değerlendirilmemelidir.
Çocuk bazen yalnızca bulunduğu etkinliği bırakmaya hazır değildir.
Bazen ne olacağını tam olarak anlayamamıştır.
Bazen de geçişin çok hızlı gerçekleşmesi nedeniyle kendini güvende hissedememiştir.
Bu nedenle ilk adım, davranışın nedenini anlamaya çalışmaktır. Çünkü çocukların ihtiyaçlarını anlamadan yalnızca davranışı durdurmaya çalışmak, uzun vadede geçişleri kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırabilir.